KÖR   TIPA

 

     Gecenin karanlığını delerek ilerliyordu otobüs. Kulağımdaki kulaklıkta hüznün müziğinin biri bitiyor, biri başlıyordu. Sanki fon müziği gibiydi; imgelerde canlanan, göz bebeklerimde büyüyen ve ıslatıp kirpiklerimi, buz tutup ta bir ok gibi yüreğime saplanan anılarıma.

     Otobüs ilerliyordu ve ıslanan kirpiklerim göz kapaklarımı iyice ağırlaştırmıştı. Oysa uyumak istemiyordum. Sanki uyursam anılarımın yok olacağı duygusuna kapılıyordum. Ama direncim kalmamıştı. Yavaş yavaş kapandı gözlerim. 

     Uyandım. Çıtır çıtır yanan sobadan yayılan sıcaklığı kemiklerimde hissediyordum. Şubat tatilinde ve köyümdeyim. Güneş, karşı tepelerde henüz erimemiş karlarda yansıyor ve gözlerini alıyordu insanın. Camdan gözlerimi alıp odanın içine döndüğümde Satı Anamı gördüm. Aynanın karşısındaydı. Kemik tarağıyla kınalı saçlarını tarıyordu. Ben yokmuşum gibiydi, görmüyordu beni. Sessizce izlemeye başladım onu. Telaşlı ama tatlı bir heyecanla taradığı saçlarını örmeye başladı. İki büklüm yaptı saçlarını. Perçemini düzeltti şakağından yanağına doğru. En güzel elbisesini giymişti. Sonra sandığını açtı. Büyük bir özenle, adeta okşayarak çıkardı pullu ve boncuklu başörtüsünü. Güzelce bağladı başına. Perçemini bir kez daha düzeltti, uzattı yanağına doğru. Aynaya baktı bir kez daha, sanki bir eksiklik var gibi telaşlandı. Yeniden sandığı açtı ve içinden hiç kullanmadığı kuşağını çıkardı. Aceleyle bağladı beline. Yeniden aynaya baktı. Hayır hayır.. yine bir eksiklik vardı. Bir kez daha açtı sandığı ve yine hiç kullanmadığı bir şal çıkardı. Attı omzuna şalı aceleyle. Sanki zamanla yarışıyordu. Yeniden geçti aynanın karşısına. Tamamdı. Yüzündeki tatlı tebessümden anlaşılıyordu artık hazır olduğu. “Ben hazırım” dedi usulca. “Ben hazırım ve seni bekliyorum Mustafa Ağa”  

     Bir anonsla uyandım. Otobüs Ankara’ya gelmişti. Bildiğimiz ayaz kadar olmasa da soğuktu Ankara. Babamlara vardığımda bayramlarda bile görmediğim bir kalabalıkla karşılaştım. Kimler yoktu ki…Yıllardır, hatta çocukluğumdan beri görmediğim akrabalar, komşular, tanıdıklar… Herkes Mustafa Ağa için oradaydı, son yolculuğunda onu yalnız bırakmamışlardı. 

     Henüz biçerdöverlerin olmadığı, ekinlerin tırpanla biçildiği bir yaz gene köye gitmiştim. Sanırım 14 – 15 yaşlarındaydım. Birlikte ekin biçiyorduk Mustafa Ağa’yla. Serde gençlik var ya.. yarış yapmak istiyordum onunla. Önden başlıyordum. Yarım yamalak biçsem de ekini, var gücümle sallıyordum tırpanı. Ama ne mümkün onunla yarışmak; daha üç beş adımda yakalıyordu beni ve ben yerimi ona terk etmek, önüme geçmesine izin vermek zorunda kalıyordum. 

     Tırpandaki gibi hızlıydı Mustafa Ağa, köy yolunda. Hızla geçti yanımızdan. Bir an önce köyüne, evine varmak ve oradan da Satı Ana’nın yanına gitmek için acele ediyordu sanki. Bizden önce varmıştı eve. Dışarıda karşıladı bizi. Hava soğuktu, ama o dışarıdaydı ve hiç üşümüyordu. Daha önce hiç giymediği ve son kez giydiği beyaz gömleği ile bizi bekliyor ve son yolculuğuna uğurlanmayı, bir an önce Satı’sına kavuşmayı istiyordu. Öyle ya.. yetmiş yıllık hayat arkadaşından yedi yıl ayrı kalmak kolay değildi; Kim bilir bu ayrılık ne zordu onun için. Acelesi bundandı. Daha Satı Ana’yı karşı yamaca uğurladığı ilk gecede özlemişti onu. “Ben sensiz ne yaparım Satı’m” diye gizlice ağlamıştı o gece. Uyuduğumu sanıyordu. Bir taraftan ağlıyor, diğer taraftan yaz sıcağında bilerek açtığım sırtımı örtmeye çalışıyordu. Uyanık olduğumu hiç belli etmemiştim; hiç çekinmeden Satı’sına duyduğu sevgiyi dile getirsin diye. Gururluydu çünkü, duygularını kolay kolay açığa vurmazdı. 

     Herkes burada işte Satı Ana. Gelmeyenler, gelemeyenler de vardı belki. Bir vefasızlık durumunda bile söylediğin bir söz vardı hani; “canları sağ olsun” derdin ya… Gelmeyenlerin, gelemeyenlerin canları sağ olsun. Herkes artık hazır Mustafa Ağa’yı uğurlamak için. Hasretiniz bitecek birazdan. Helalleştik onunla. Daha doğrusu herkes hakkını helal etti ona. Ama o etti mi bilinmez. Düne kadar çoğumuz el üstünde tutamadık belki onu, ama bak şimdi el üstünde getiriyoruz sana. Sen hazırlığını dünden yapmıştın zaten; giyinmiş, kuşanmış herifini, Mustafa Ağa’yı bekliyorsun, o da beyaz gömleğiyle sana kavuşmayı. 

     Evin dış duvarındaki musluktan su sızıyordu. Belki de evin göz yaşıydı bu. Artık sahipsiz kalmanın üzüntüsünden midir, yoksa Mustafa Ağa ile Satı Ana’nın kavuşmasından duyduğu sevinç için midir, bilinmez. Ama ağlıyordu sanki ev. Evin ağlamasını bir kör tıpa durdurdu. Bu kör tıpa, aynı zamanda bir tarih kitabının son sayfasının son cümlesinin son noktası olmuştu sanki. Ve sanki bu kör tıpa, benim köyle olan son bağımı da kesmişti aynı zamanda. 

     Otobüs Antalya’ya doğru ilerliyor, camdan yansıyan güneş gözlerimi kamaştırıyordu. Camdan gözlerimi alıp içeri döndüm. Ama içeri de Satı Anam yoktu bu kez. Nasıl olsun ki, o şimdi Mustafa Ağa’yla, herifiyle birlikte. Eskiden hep arkasında kalırdı onun. Mustafa Ağa ne derse o olurdu. Şimdi ise Mustafa Ağa arkasındaydı onun. Oraları gezdiriyordur belki.. tanıtıyordur. Ayrı geçen yedi yılın haberlerini alıyordur ondan. Bahçesinin yeşermediğini, meyve ağaçlarının sahipsiz kaldığını öğrenince üzülüyordur belki. Bizleri soruyordur belki de... Her şeye rağmen canları sağ olsun diyor mudur acaba? Hasret gideriyorlardır belki de.  

Otobüs ilerliyordu. Perdeyi çekip iyice yaslandım koltuğa ve kapattım gözlerimi. Hüznün müziği yoktu bu kez kulağımda. Ama hüznün ta kendisi sarmıştı tüm benliğimi. Kolay mı? Kat ettiği her kilometresinde otobüsün, sanki binlerce kilometre daha uzaklaşıyordum köyümden. Kör tıpa vurulduğunda başka bir çıkış yolu bulmak için musluktan geri dönen su sızıntısı gibi bir daha dönülemez bir uzaklığa gidiyordum adeta. İmgelerde canlanan, göz bebeklerimde büyüyen ve ıslatıp kirpiklerimi, buz tutup ta bir hançer gibi yüreğime saplanan anılarla baş başa. 

 

Toprağın bol olsun, hoşça kal  BÜYÜKBABA

 

Öztürk  Özkan

Şubat 2007

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

canada goose homme parajumpers solde doudoune moncler timberland femme ugg suisse doudoune moncler femme timberland homme ugg australia parajumpers femme moncler soldes canada goose solde moncler femme canada goose femme timberland suisse moncler homme parajumpers homme doudoune canada goose pas cher canada goose doudoune pas cher ugg pas cher in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge
chaquetas moncler moncler mujer barbour mujer louis vuitton madrid gafas de sol ray ban baratas abercrombie barcelona bolsos michael kors gafas de sol oakley baratas barbour hombre botas ugg rebajas oakley frogskins cinturones louis vuitton woolrich madrid moncler barcelona oakley frogskins baratas parajumpers madrid polo lacoste ghd baratas air max 90 blancas zapatos mbt nike huarache blancas
moncler outlet ugg outlet canada goose parka belstaff jacket belstaff motorjassen canada goose bomber timberland schoenen barbour belgie belstaff belgie uggs kopen parajumpers jas woolrich parka woolrich parka dames timberland shoes in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge
moncler uomo ugg saldi moncler milano canada goose italiaa canada goose outlet canada goose zug woolrich outlet scarpe timberland timberland scarpe stivali ugg timberland shoes ugg stivali woolrich uomo woolrich parka moncler outlet in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge
viagra Levitra Soft Tabs Kamagra Fizzy Tabs Acquistare Viagra Soft Tabs Viagra Generic Test Pacchetti Originale Acquistare Levitra Strips Il brevetto Viagra Cialis e Super Kamagra Acquistare Cialis Strips Viagra Pastiglie Viagra e Disfunzione Erettile priligy dapoxetina generico Kamagra 100 Cialis online Levitra Generico Domande e Risposte sul Viagra Test pacchetti Propecia generico Acquistare Cialis Soft Tabs Viagra e generici Levitra Cialis Generico Lovegra Super Kamagra Viagra femminile Acquistare Test Pacchetto Generico LIDA Dai dai hua Cialis Pastiglie Acquistare Super Kamagra Cialis Generico Viagra online